Kamuoyu Yoklamasına Ne Denir? İşte, Herkesin Konuşturulmaya Çalışıldığı O Gizemli Anket!
Bazen, hayat öyle tuhaf bir hal alıyor ki, “Ya bu ülkede hep mi böyle?!” diye düşünmeden edemiyorsun. Bir kahve içmeye çıkıyorsun, birden “Kamuoyu yoklamasına katılmak ister misiniz?” diye bir soru sana fırlatılıyor. Başka bir deyişle, sokakta seni bir “anket robotu” gibi görüp, senin sesini almak isteyen birileriyle karşılaşıyorsun. Neyse ki, bu “robot”lar genelde insan ve benzeri duygu durumlarına sahip olsalar da bazen birine dönüşmeleri için yalnızca birkaç soru yeterli oluyor.
İzmir’de, 25 yaşında bir genç olarak ben de sıkça bu tür anketlerle karşılaşıyorum. Arkadaşlarım “Yine mi anket?” diye espri yapsalar da, içimden “Vallahi bazen kafamı karıştırıyorlar ama ben de katılmadan duramıyorum,” diye düşünüyorum. Çünkü bazen, o anketler gerçekten önemli bir konuya da dokunabiliyor. Ama bir yandan da “Acaba ne yapıyorsun sen? Alakası yok şu an bu sorularla ama!” diye içimden geçirebiliyorum. Hadi gelin, hem biraz bu anket işlerini eğlenceli şekilde tartışalım, hem de kamuoyu yoklamasına ne denir sorusunun cevabını arayalım.
Anket: Bazen Eğlenceli, Bazen Derin Sorular!
Kamuoyu yoklamasına ne denir? Bu soruyu aslında kocaman bir “soru işareti” olarak kafamda tutuyorum. Çünkü, bir sokak anketçisi gelip seni bir konu hakkında fikirlerine başvurduğunda, senin tüm düşüncelerini alıp bir şeye dönüştürmesi gerçekten bazen tuhaf olabiliyor. Hani, “Beni niye soruyorsun?” dediğin anlar vardır ya, işte tam o anlar…
Mesela geçen gün bir arkadaşım benimle birlikte kafeye gitti. Siparişi verdikten sonra birden biri yaklaşarak “Kamuoyu yoklamasına katılmak ister misiniz?” diye sordu. Ben de hemen gaza gelip, “Tabii ki!” dedim. Arkadaşım şaşkın gözlerle bakarken, “Ne olacak ki?” dedim. Sonuçta ben de bir insanım, fikrim de kıymetlidir. Neden olmasın?
Ama sonra başlayan sorulara bakınca işler karıştı. “Sosyal medya kullanır mısınız?” sorusunu duyduğumda, “Kullanmıyorum tabii, ben gerçek insanım!” dedim ama içimden… Gerçekten, orada oturup sosyal medya hakkında derin bir sohbet yapma havasına girmeyi düşündüm. Yani, ben ne yapıyorum, bu kadar ciddi olmak zorunda mıyım? Bunu yapan kişi de sadece bir anketçi değil miydi? Hayır, anketçi de benim gibi bir insan. Ama bazen o kadar sahtekarca geliyordu ki, ne diyeceğimi bilemiyordum.
Bir gün, “Sizce, insanlar daha mı bilinçli olmaya başladı?” diye sordular. Ben de: “Yani… her konuda birazcık bilinçli olduk ama, hala fark etmediğimiz bir sürü şey var” diye cevabımı verdim. Ama şunu fark ettim: Bizler, bazen bu sorulara ciddi bir şekilde cevap vermeye çalışırken, aslında sadece o anki halimizi ve ruh halimizi yansıtıyoruz. Yani bir soru, tamamen kişisel olabilir. Hadi gelin, bunları biraz daha eğlenceli hale getirelim.
Hayatımda Bir Gün… Kamuoyu Yoklaması!
Sadece kendimi düşünmekle kalmayıp, çevremdeki insanlarla da “Kamuoyu yoklaması” meselesini tartışmaya başladım. Anket sonuçlarının insanlar üzerindeki etkisini düşündükçe, insan bazen şaşırıyor. Kendi kafamda düşünüyorum da, aslında her anket, bir anlamda küçük bir sosyal deney gibi. Kimse “Neden bana soruluyor?” demiyor, çünkü bir anketçiye “hayır” demek, insanın ego problemi yaşamasına yol açabiliyor. Ve evet, bu konuda en iyi eğlenceli sohbeti yapacak olan kişi: Ben!
Bir gün böyle bir anketin ortasında bulundum ve karşımdaki kişi bana şu soruyu sordu: “Sizce insanlar gelecekte daha mutlu olacak mı?” Şimdi, bu soruyu duyduğumda ne yapacaksınız? Elbette ki, “Evet” diyeceksiniz. Çünkü kendinizi bir anket sonucu olarak değil, genel geçer bir insan olarak kabul ediyorsunuz. Ancak iç sesim, “Neden ben hep olumlu düşünüyorsam, diğerleri karamsar oluyor?” diye tartışıyor. Ama sonuçta cevap da yine “Evet” oldu. Sonuçta, anketin amacı zaten insanları sıkıştırmak, zorlamak ve her zaman pozitif bir cevap almaya çalışmak!
Kamuoyu Yoklamasına Ne Denir? Ya da Ne Olur?
Peki, kamuoyu yoklamasına ne denir? Bu soruyu aslında kendi içimde şöyle yanıtlıyorum: İhtimallerin kısıtlı olduğu, bireysel düşüncelerle derinleşip bir anlamda bilinçaltına göz atabileceğimiz mini bir test. Fakat her ne kadar kimse fark etmese de bu küçük anketlerin hayatımıza büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Kişisel olarak da anketlerden ne kadar kaçmaya çalışsam da, bazen bulduğum tek eğlence olabiliyor. Çünkü insan, düşündüğü her şeyi bir şekilde dile getirebilmek istiyor. İşte kamuoyu yoklaması da, işte tam bunu sağlıyor.
Anketin Mizahi Yanı: Kim Bu İnsanlar?
Düşünsenize, bir gün kahve içiyorsunuz, arkanızdan biri gelip size anket soruları sormaya başlıyor. O sırada kafanızda bir sürü soru beliriyor: “Acaba hangi soruları soracak? Ne diyeceğim? Yanlış bir şey söylesem ne olur?” Ama sonra fark ediyorsunuz ki, “Bunlar da aslında sadece işlerini yapıyorlar.” Yani, bir yanda “Gerçekten bizden ne istiyorlar?” derken, öte yanda “Acaba bu anketçinin hayatı nasıl geçiyor?” diye de düşünmeden edemiyorsunuz.
Bunu bir ara arkadaşlarımla tartıştım: “Bence bu işlerin alt metninde bir şeyler var! Bir sürü kişi anket yapıyor ama aslında kimse ‘Neden yapıyorsun?’ diye sormuyor!” Arkadaşım da “Gerçekten, mesela onların gerçek bir amacı var mı?” dedi. Yani, anket soruları da bir bakıma kendi amacını pek de açık etmiyor!
Sonuç Olarak…
Görüyorsunuz ki, kamuoyu yoklamasına ne denir sorusu aslında hiç de öyle kolay bir şey değil. Bir bakıma, küçük bir sosyal oyun, bazen de kafa karıştırıcı bir deney olabilir. Ama önemli olan şu: Bu anketleri, eğlenceli ve anlamlı bir hale getirebiliriz. Hepimizin kendine göre bir düşünce biçimi, bir cevabı vardır. Hem ne demişler? “Fikrini beğenmeyen de var ama bu fikir benim fikrim”!
Yani, bir sonraki anketin seni yakalarsa, belki de o soruyu bir espriyle geçiştirebilirsin. Ama unutma, her cevap, belki de bir sonraki anketin gülen yüzü olabilir!