Ermenistan Ortodoks Mu? Pedagojik Bir Bakış Dünyayı daha iyi anlamak, tarihsel ve kültürel bağlamları anlamaktan geçer. Her bir toplumun, kendi kimliği ve dini inançları üzerinden şekillenen farklı bir yaşam tarzı, bizlere sadece bilgiyi değil, empatiyi ve hoşgörüyü de öğretir. Ermenistan’ın dini kimliği ve Ortodoksluk arasındaki ilişki, bir ülkenin tarihsel gelişiminin, toplumunun değerlerinin ve toplumsal yapısının nasıl şekillendiğini gösteren önemli bir örnek sunar. Ancak bu sorunun ötesine geçmek, bu konuya pedagojik bir bakış açısıyla yaklaşmak, anlamın derinliğine inmeye olanak tanır. Eğitim, sadece bilgi aktarımı değil; bireylerin düşünsel, kültürel ve toplumsal algılarının dönüşümüdür. Öğrenme, dünyanın farklı yönlerini anlama ve insanların farklı bakış…
6 YorumEtiket: ve
Öğretim Görevlisi ALES Şartı Var Mı? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından İnceleme Öğretim Görevlisi pozisyonları için ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) şartı, son yıllarda pek çok gencin akademik kariyer hedeflerini şekillendiriyor. Ancak, bu sınavın ve özellikle ALES şartının toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından etkileri göz ardı edilmemelidir. İstanbul’da, her gün sokakta gördüğüm, toplu taşımada tanık olduğum sahneler, bu sınavın kimler için fırsat, kimler için engel olduğunu daha iyi anlamamı sağlıyor. Bu yazıda, ALES şartının çeşitli toplumsal gruplar üzerindeki etkilerini, günlük yaşamda gözlemlediğim örneklerle inceleyeceğim. ALES Şartı: Bir Fırsat Mı, Yoksa Engel Mi? Öğretim…
8 YorumAfrika Örgüsü ve Saç Dökülmesi: Toplumsal İktidar, İdeoloji ve Beden Üzerine Bir Siyasi İnceleme Saç, sadece biyolojik bir özellik değil, aynı zamanda toplumsal güç ilişkilerinin, kültürel normların ve tarihsel dönüşümlerin bir yansımasıdır. Afrika örgüsü gibi geleneksel saç modelleri, bu bağlamda sadece estetik bir tercih olarak görülemez. Saçın şekli, bireylerin toplum içindeki yerini, kimliklerini ve aidiyetlerini belirleyen önemli bir araçtır. Ancak, bu “estetik” tercihler, daha derin toplumsal dinamiklerle bağlantılı olabilir. Peki, Afrika örgüsü gibi uygulamalar gerçekten saç dökülmesine yol açar mı, yoksa bu, sadece bireysel tercihlerle ilgili basit bir mesele midir? Bu soruya, iktidar, kurumlar, ideolojiler ve yurttaşlık anlayışı üzerinden bakarak,…
8 YorumArapçada Tekasür Ne Demek? Arapçadaki “tekasür” kelimesi, pek çok kişinin karşılaştığı ancak derinlemesine anlamını bilmediği bir kavramdır. Bu kelime, hem dilin zenginliğini hem de insan davranışlarını anlamada önemli bir pencere açar. Kısaca, “tekasür” çoğaltma, arttırma ya da fazlalık oluşturma anlamına gelir. Fakat bu kavramın tam olarak ne anlama geldiğini daha yakından inceleyelim. Tekasür’un Dilsel Anlamı Tekasür, Arapçadaki “kef” harfiyle başlayan ve çoğaltmayı ifade eden kökten türetilmiştir. Bir şeyin fazlasını istemek, onu aşırı miktarda çoğaltmak gibi bir anlam taşır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken şey, “tekasür” kelimesinin yalnızca fiziksel bir fazlalıktan ziyade, içsel bir aşırılık ve doyumsuzluğu da anlatmasıdır. Yani sadece…
14 YorumRekabet Kurumu Başkanı Birol Küle: Antropolojik Bir Bakışla Toplumsal Yapı, Kimlik ve Rekabetin Ritüelleri Antropologlar, kültürlerin içsel yapısını, toplumsal düzeni ve kimlikleri anlamak için bazen ritüellerin ardında gizli kalmış sembollerle derinlemesine bir keşfe çıkarlar. Kültürler, yalnızca geleneksel ritüeller ya da gözle görülür sembollerle değil, aynı zamanda bireylerin toplum içindeki rollerini üstlenme şekilleriyle de şekillenir. Toplumsal yapılar, her bireyin bu yapılar içinde nasıl etkileşime girdiğini belirler ve insanın kendisini tanımlama biçimlerini oluşturur. Bir toplumun ritüelleri, sadece geleneksel olayları değil, toplumsal kurumların işleyişini ve bireylerin bu kurumlar içindeki kimliklerini de yansıtır. Bugün, bu kültürel yapıları, toplumsal kimlikleri ve güç dinamiklerini ele alacağımız…
12 YorumCebriyye ve Cehmiyye Aynı Mı? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimelerin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Bir kelime, bir düşünceyi, bir anlamı, bir dünyayı inşa edebilir. Her kelimenin ardında bir anlatı yatar, her anlatı ise insanın evrenle, diğer insanlarla ve kendisiyle kurduğu ilişkinin izlerini taşır. Kelimeler, sadece iletişim aracı değil, aynı zamanda insanın varoluşunu şekillendiren araçlardır. Tarih boyunca düşünürler ve edebiyatçılar, kelimelerin ve anlamların insan yaşamındaki rolünü sorgulamışlardır. Bu sorgulama bazen bir felsefi ekolü doğurur, bazen de bir düşünce biçiminin edebi bir formla yansımasını… Cebriyye ve Cehmiyye, tam da bu tür düşünsel sorgulamalarla şekillenen ve edebi alanda da izlerini bırakan iki…
20 YorumBatıcılık Fikir Akımının Temsilcileri: Bir Felsefi İnceleme Batıcılık, Batı düşünce geleneğinin etkisiyle şekillenen bir ideolojik ve kültürel akımdır. Bu fikir akımı, Batı’nın tarihsel olarak gelişen düşünsel mirasını, kültürünü ve değerlerini savunur. Batıcılık, çok yönlü bir felsefi sorgulama sunar; bireyin özgürlüğü, bilimin egemenliği, ve rasyonel düşüncenin önemi gibi temel ilkeleri içerir. Ancak Batıcılığın tarihsel süreçte nasıl şekillendiğini, onun temel değerlerinin epistemolojik, ontolojik ve etik boyutlarını anlamak için, akımın en önemli temsilcilerini ve bu düşünürlerin felsefi katkılarını incelemek gerekir. Batıcılığın Temel Felsefi Boyutları: Etik, Epistemoloji ve Ontoloji Batıcılığı anlamak için, öncelikle Batı düşüncesinin üç temel felsefi alanını ele almak önemlidir: etik, epistemoloji…
18 YorumGüreşin İlk Siyaseti: Türkiye’nin İlk Güreşçisi Üzerinden İktidar, Toplum ve Kimlik Bir Siyaset Bilimcinin Güç Üzerine Düşünceleri Toplumun en kadim arenalarından biri olan güreş, yalnızca bir spor değil, bir iktidar ilişkisidir. Her minderde iki beden çarpışır, ama aslında sahnede iki dünya görüşü karşı karşıyadır. Bir siyaset bilimci gözüyle bakıldığında, güreş —tıpkı devletin kendisi gibi— meşruiyet arayışının sembolik bir uzantısıdır. Peki, Türkiye’nin ilk güreşçisi kimdir? Bu soru, tarihsel bir merakın ötesinde, ulusal kimliğin kuruluş hikâyesine, iktidar üretim biçimlerine ve cinsiyetin siyasetteki rolüne dair derin ipuçları taşır. Tarihin Perdesi: Kırkpınar ve Gücün Kurumsallaşması Tarihler 14. yüzyılı gösterdiğinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucu döneminde Edirne’nin…
18 YorumKarınca betonu deler mi? Evin çatlaklarından geleceğin şehirlerine uzanan şaşırtıcı bir hikâye Karıncalar üzerine konuşmayı severim—çünkü bir avuç kumun üzerinde kurdukları dünya, bizim gökdelenlerimize ayna tutar. “Karınca betonu deler mi?” sorusu ise tam bir şehir efsanesi gibi dolaşır. Bu yazıda, söylentileri bir kenara bırakalım; mikroskobik çenelerle makroskobik yapıların yüz yüze geldiği bu karşılaşmanın gerçeklerini, geçmişten bugüne ve yarına uzanan bir mercekten anlatalım. İlk net cevap: “Delmek” mi, “faydalanmak” mı? Kısa ve net: Karıncalar, sertleşmiş ve sağlam dökülmüş betonu hilti gibi delmez. Ancak mevcut çatlakları, derz aralarını, zayıf harç bölgelerini, kenarlardaki boşlukları ve toprak-beton temas hatlarını ustaca kullanarak içeri girer, altını…
14 YorumKardiyomiyopati Nedir, Belirtileri Nelerdir? Veriye Dayalı ama İnsan Sıcaklığında Bir Hikâye Bu yazıyı, kalbinin sesini merak eden herkesle bir parça umut ve bir tutam veri paylaşmak için yazıyorum. Çünkü kalp meseleleri yalnızca tıp kitaplarının soğuk satırlarında değil; bekleme salonlarında, mutfak masalarında, günlük koşturmanın ortasında atıyor. Gelin, hem sayıların ışığında hem de insanların hikâyelerinde Kardiyomiyopati’yi birlikte anlayalım. Hikâye: Baran’ın Listeleri, İrem’in Dinleyişi Baran, çözüm odaklı; not defterine “Neden hızlandım? Ne zaman başladı?” diye maddeler çıkaran bir finansçı. İrem ise empatik; annesinin “yorgun nefeslerini” düşündükçe kalbin dilini öğrenmek isteyen bir sosyal hizmet uzmanı. İkisi de “kardiyomiyopati” kelimesini ilk duyduklarında ürpermişti. Doktorları sakin…
16 Yorum